Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
Shop deviantART for the
holidays and save BIG!
Click here! :holly:
[x]

deviantART

:love:
 

nisyan ile magdurum

Journal Entry: Wed Jul 8, 2009, 8:17 AM
Gallery Favourites

"Hafıza-yı beşer nisyan ile maluldür." demişler. Aslında unutmak insan için bir nimet. Unutmadan yaşanmaz. Ama neyi unutmadan?
İşte burada ipler kopuveriyor.

İlber Ortaylı Hoca bir keresinde "insan yirmibeşe kadar ne aldı aldı, sonra durur hafıza" dediğinde çok da tiye almamıştım bu sözü. Halbuki bundan kastı bunamak veya balığa dönüşmek değilmiş elbet. 25 öncesi mermere kazınırken, yaş ilerledikçe suya yazılıveriyor öğrenilenler.
Bilgi dağarcığını civa gibi elimizde tutmaya çabalarken buluyoruz kendimizi. Buna mukabil, olayların muhteviyatı, yaşanılanlar ve bunların iç alemimize akisleri daha bir vurgulu, daha bir derin oluyor.
Bunun adı olgunlaşma mı?


Can sıkıcı hallere bürünüyor bazen bu unutkanlık. Özellikle işinizle ilgili konularda. En ufak bir şey için bile not tutmaya başlıyorsunuz. Yani başlıyorum.
Tarihle uğraşan birinin isimleri ve tarihleri unuttuğunu düşünebiliyor musunuz?
Düşünmeyi bırakın, bunu yaşayan bir örnek var karşınızda!

Böyle zamanlarda aklıma hep Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık kitabında yaşanan unutkanlık hastalığı geliveriyor.
Orada da benzer bir çözüm bulmuşlardı hastalığa.

"...
Bellek kaybını birkaç ay olsun önleyecek formülü Aureliano, hem de kazara buldu. Hastalığa ilk yakalananlardan biri olarak bu alanda uzmanlaştığı için, gümüş işleme sanatında da kusursuz bir ustalığa erişmişti. Bir gün maden varaklarını dövmekte kullandığı ufak örsü ararken, adını bulamadı. Babasına sordu, babas 'ıskaça' dedi. Aureliano bunu bir kağıda yazı;p örsün sapına yapıştırdı: Iskaça. Böylece bir daha unutmazdı. Meretin adı zaten bir tuhaf olduğundan, bunun bellek kaybının ilk belirtisi olduğu da aklına gelmedi. Ama birkaç gün sonra, baktı ki laboratuvardaki nesnelerin neredeyse hiç birinin adını anımsamıyordu. Bunun üzerine, hepsinin adını yazı;p yapıştırdı, baktı mı ne olduklarını anlıyordu artık. Babası yelyepelek gelip çocukluğunun en önemli anılarını bile unuttuğundan der yanınca, Aureliona bulduğu yöntemi babasına da açtı ve Jose Arcadio Buendia bunu önce evde, daha sonra bütün kasabada uygulamaya koydu. Fırçayı mürekkebe batırı;p her şeyin üzerine adını yazdı: masa, sandalye, saat, kapı, duvar, yatak, tencere. Ağıla gitti, ne kadar hayvan, ne kadar bitki varsa, onlara da birer inek, keçi, domuz, tavuk, manyok, kaladyum, muz etiketi koydurdu. Zamanla bellek kaybının nerelere varabileceğini inceledikçe, eşyanın adını üzerindeki yazıdan çıkartabileceklerini, ama neye yaradığını unutacaklarını da kavradı. O zaman işi daha da geliştirdi. İneğin boynuna astığı şu yazı, Macondoluların bellek kaybına karşı hazırlıklı olduklarının somut kanıtıdır:
Buna inek derler. Süt versin diye her sabah sağılması gerekir, sütün de sütlü kahve yapmak üzere kahveyle karıştırılabilmesi için kaynatılması şarttır.
Böylece, bir an için adlarıyla yaklanan, ama yazılı harflerin ne demeye geldiğini unuttukları anda kaçı;p ellerinden kayıveren bir gerçeği yaşamaya başladılar.
Bataklığa açılan yolun başına Macondo yazılı bir levha diktiler. Ana caddeye Tanrı vardır yazılı bir tabela astılar. Bütün evlere, nesneleri ve duygularını hatırlatmaya yarayacak yazılar yazıldı. Ama bu sistem öylesine büyük bir dikkat ve sağlam sinir istiyordu ki, çoğu kişi, kendi uydurdukları, bir işe yaramaz ama rahatlatıcı bir düşsel gerçeğin büyüsüne kapıldı...." shf.45-46.




  • Mood: Content

Devious Comments

love 0 0 joy 0 0 wow 1 1 mad 0 0 sad 0 0 fear 0 0 neutral 0 0
:iconneslihans:
unutmak güzel bir şey MeliM.. yoksa tarumar olurdu kalbimiz:)

--
sIradan bir kac cumle [link]
:iconstolenfacesproject:
numerik hafızası olmadan yaşayan bir canlıyım, mutluyum, geri kalan kısmı bu sayede capcanlı kalıyor, kepeksiz sağlıklı günler dilerim.hell yeah !

--
"say what you mean,mean what you say"
:iconavedud:
bu yazıyı sanki daha önce ali uraldan dinlemiş gibiyim.

--
ah mine'l-aşkı ve halatihi
ahraka kalbi ve hararatihi
ma nazara'l-aynu illa gayrikum
uksimu billahi ve ayatihi
:iconefsultan:
:)

--
"Karda donmak üzeresin,
uyumak tatlı geliyor ama sen öldüğünün farkında değilsin!''
:iconmelidesidero:
mutsuz sayılmam bu durumdan dolayı, ama mutlu etmediği zamanlar da oluyor.

melidesidero esenlikler diler :)

--
Life is how strange, ferries and so on..
Hayat ne tuhaf, vapurlar filan..
:iconmelidesidero:
tacidar olasın :)

--
Life is how strange, ferries and so on..
Hayat ne tuhaf, vapurlar filan..
:iconmelidesidero:
Couldn't post the comment, since the system thinks it's spam.

--
Life is how strange, ferries and so on..
Hayat ne tuhaf, vapurlar filan..
:iconmelidesidero:
:)

--
Life is how strange, ferries and so on..
Hayat ne tuhaf, vapurlar filan..
:iconmelidesidero:
bu yazıdaki çağrışım yaptıran tek kişi marquez'di. onu da iktibas ettim.

hayat işte, insan insana, söz söze benzermiş...

--
Life is how strange, ferries and so on..
Hayat ne tuhaf, vapurlar filan..

Journal History

Site Map